top of page

Kırmızı Balon ve Terapi

  • 3 gün önce
  • 2 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 2 saat önce

1956 yapımı Le Ballon Rouge (Kırmızı Balon), Albert Lamorisse’in neredeyse diyalogsuz anlatımıyla Paris’in gri sokaklarında bir çocuk ve kırmızı bir balonun kurduğu sessiz ilişkiyi konu alır. Film, dış dünyanın donukluğu içinde tek bir rengin nasıl bağ, canlılık ve anlam taşıyabileceğini gösteren yalın ama güçlü bir hikâye sunar.


Eye-level view of a modern e-commerce warehouse filled with products



Hayat bazen 1950’lerin Paris sokakları gibi donuk ve mesafeli gelebilir. Kendimizi kalabalıkların içinde yapayalnız hissettiğimiz o anlarda, birdenbire karşımıza çıkan bir “kırmızı balon” her şeyi değiştirir. Albert Lamorisse’in bu kült kısa filmi, aslında her birimizin ruhsal yolculuğunu ve iç dünyamızdaki o değerli bağları anlatır.


Neden Bir Balonun Peşindeyiz?


Kırmızı balon burada yalnızca görünen bir şey değildir. Çocuk için yanında taşıdığı, ona eşlik eden ve kendini güvende hissetmesini sağlayan bir varlık gibidir. Dış dünya ne kadar sert, mesafeli ve griyse; balon o kadar canlı, yakın ve koruyucu durur. Film, yalnızlığın sadece tek başına olmakla ilgili olmadığını; insanın içindeki canlılıkla temasını kaybettiğinde derinleştiğini hatırlatır.


Terapi: Seninle Yürüyen Sessiz Bir Eşlikçi


Filmdeki çocuk ve balon arasındaki bağ, aslında terapi ilişkisinin en saf hâlidir. Balon çocuğu çekiştirmez, onu yargılamaz veya ona ne yapacağını söylemez. Sadece onunla birlikte yürür.

Terapist, tıpkı o kırmızı balon gibi, danışanın hayat yolculuğuna eşlik eder. Bazen kelimelerin yetmediği yerde, sadece orada oluşuyla güvenli bir alan açar.

Balon, çocuğun ruh hâlini yansıtır. Terapi odası da danışanın kendi iç dünyasını terapistin eşliğinde, güvenle yeniden gördüğü bir aynadır.


Korumak ve Özgürleşmek


Film boyunca balon, dış dünyanın saldırılarından korunmaya çalışılır. Terapi süreci de en kırılgan yanlarımızı dünyanın griliğinden koruyup, onları özgürce uçabileceği bir olgunluğa ulaştırma çabasıdır.


Filmin sonunda bir balon söner belki ama gökyüzü binlerce yeni balonla dolar.

Bu bize şunu hatırlatır: yaşadığımız kayıplar ne kadar derin olursa olsun, zaman içinde yeniden renk bulmak, bağlantı kurmak ve iyileşmek mümkündür.


Kırmızı balon yok olsa da, onun içimizde bıraktığı iz baki kalır. Terapi odası, o izlerin peşinden giderek kendi renklerimizi yeniden inşa ettiğimiz bir alandır.


Kırmızı Balon filmini YouTube üzerinden izlemek mümkün.

Yazıyı burada bırakıp filme geçmek isteyenler için bağlantı aşağıda.

İyi seyirler.


 
 
 

Yorumlar


Samsun'da danışanlara destek veren uzman psikolog ve psikoterapist

Ulus Baker

“Ruh sağlığı, duyguların bastırılması değil; onların işlenmesiyle ilgilidir.
Çünkü çoğu zaman sorun, duyguların varlığı değil; onları taşıyacak bir zeminin olmayışıdır.”

Aylin Yakupoğlu

İletişim:

Mail: aylinyakupoglu@gmail.com 

Telefon: 0531 653 10 74

© 2026 Uzman Psikolog ve Psikoterapist

bottom of page